Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Garner’ın Hristiyanlığa Karşı Tarihsel Argümanının Kısa Analizi

Diriliş argümanı, ölümünün ardından İsa’ya ne olduğunu açıklamaya çalışan hipotezler arasında “Tanrı Nasıralı İsa’yı ölümden diriltti” açıklamasının tarihsel anlatı içerisinde en iyi açıklama olduğunu ileri süren bir argümandır ve en iyi açıklamaya çıkarım şeklinde adlandırılan argüman yapısını kullanır. Bu yazıda çok kısaca Jonathan David Garner’ın “Hristiyanlığa Karşı Tarihsel Argüman” adlı kısa yazısını değerlendireceğim. Öncelikle en iyi açıklamaya çıkarım konusunda tarihsel bir vakayı incelerken dikkat edilmesi gereken önemli noktaları hatırlayalım. Tarihçi C. B. McCullagh, “Justifying Historical Descriptions” adlı eserinde tarihçilerin en iyi açıklamayı elde etmede kullandıkları altı ölçütü paylaşmaktadır: (1) açıklayıcı kapsam, (2) açıklama gücü, (3) akla yatkınlık, (4) daha az ya da hiç ad hoc bulundurmama, (5) kabul edilen inançlar ile uyum ve (6) bu beş koşulu yerine getirmede rakip hipotezlerden daha başarılı olma. [1] Tarihsel açıdan en iyi açıklamaya çı...

Saçma olduğu için mi inanıyorum?

‘Credo quia absurdum’ Latince bir sözdür ve şu anlama gelir: İnanıyorum çünkü saçmadır. Tertullian’a atfedilen bu sözle onun ve onunla birlikte Hristiyan inancının mantıklı olmayan bir görüş olduğu ileri sürülmektedir. Peki, bu iddia Tertullian’ın açıklamalarını ve düşüncelerini doğru bir şekilde yansıtmakta mıdır? Bu kısa yazıda hep birlikte bu soruya yanıt aramaya çalışacağız. Tertullian De Carne Christi (ca. 203-206) adlı eserinde şu ifadeleri kullanır: Crucifixus est dei filius; non pudet, quia pudendum est. Et mortuus est dei filius; credibile prorsus est, quia ineptum est. Et sepultus resurrexit; certum est, quia impossibile. Çevirisi: Tanrı’nın Oğlu doğdu: Utanç yoktur, çünkü bu utanç doludur. Tanrı’nın Oğlu öldü: Bu tamamen güvenilirdir, çünkü güvenilmezdir/hatalıdır. Ve gömülmüş, dirilmiştir: Bu kesindir, çünkü imkânsızdır. Tertullian’ın sözleri sıklıkla bir yanlış anlama nedeniyle katı fideistik bir görüş gibi yansıtılır. Fideizm sözcüğü, Latince iman anlamına gelen fides ke...

Doğal Afetler ve Kötülük Problemi

Depremler, kasırgalar, tsunamiler, salgınlar... Doğal afetler insan hayatında derin izler bırakır, tıpkı günümüzde koronavirüs salgınında gördüğümüz gibi... Doğal afetler aynı zamanda ‘neden’ sorusuna yol açmaktadır. Neden dünyada bu kadar acı ve kötülük var? Ölümlere, sakatlıklara, psikolojik yaralara neden olan böylesi felaketlerin sorumlusu kim? İyi, sevgi dolu ve her şeye kadir bir Tanrı böylesi devasa doğa olaylarının (doğal afetlerin) sonucu olan doğal kötülüklere nasıl izin verir? Bu yazıda bu soruyu ele alacak ve doğal kötülüklerin teizmdeki Tanrı anlayışıyla uyumlu olup olmadığını kısaca tartışacağım. Kötülük problemi mevzu bahis olduğunda genelde ‘ahlaki kötülük’ ve ‘doğal kötülük’ olmak üzere bir ayrıma gidilir. Ahlaki kötülük, bir insan eyleminin sonucundan kaynaklanan kötülük iken, doğal kötülük ise doğa olayları tarafından meydana gelen kötülük olarak adlandırılır. Bugün dünya çapında yaşanan virüs salgınını veya deprem kuşağında üzerinde bulunması nedeniyle ülkemizde sık...

Bir Ben var Ben’den içeri…

“Yürek her şeyden daha aldatıcıdır, iyileşmez, Onu kim anlayabilir?”  Yeremya 17:9 Birkaç saniyeliğine gözlerinizi kapatıp şunu düşünün: bir gün uyanıyorsunuz ve istediğiniz şeyleri yapabileceğiniz yeteneklere sahip olduğunuzu fark ediyorsunuz. Tıpkı Jim Carrey’nin başrolünü üstlendiği Maske filmindeki Stanley Ipkiss karakterinin maskeyi giydiğinde sahip olduğu yetenekler gibi… Siz de benzer bir maske bulsaydınız neler yapardınız? Maske – Jim Carrey Bay Ipkiss maskeyi giydiği andan itibaren ‘neredeyse’ bambaşka bir kişi olmaya başlıyordu. Yani normal hayatında şuurlu olarak yapmayacağı şeyler birden Maske karakteri ile açığa çıkmaya başlıyordu. Acaba ortaya yeni bir kişi mi çıkmıştı? Yoksa madalyonun iki yüzü misali aynı kişinin farklı görünümlerini mi sergiliyordu? Robert Louis Stevenson’ın “Dr. Jekyll ile Bay Hyde” adlı kitabını okuduğumda bu soruları düşünürken buldum kendimi. Kitap oldukça ilginç bir temaya sahip. Çalışmaları sırasında, kendisini farklı bir görünüme dönüştürebi...

Süper Kahramanlar, Arzu Argümanı ve Beklenen Kurtarıcı

Süper kahramanları ya da süper kahraman öykülerini sever misiniz? Genelde süper kahraman öyküleri geniş bir yaş aralığı içerisinde çoğunlukla sevilen bir yapıya sahiptir. Süper kahraman filmlerinin gişe istatistiklerine bakıldığında da bu kolayca görülebilir. Tabii ki bunun farklı gerekçeleri de olabilir. Örneğin, bir kişi Örümcek-Adam (Spiderman) filmini içeriğinden ve işlediği konudan ziyade aksiyon sahneleri ve görsel unsurları nedeniyle izlemeye gidebilir. Buna karşın -bu yazı içerisinde de çeşitli kaynaklara atıflarda bulunarak göreceğimiz gibi- süper kahraman öykülerinin sevilmesinin altında yatan temel neden çok farklı bir noktaya işaret ediyor olabilir. Bunu görebilmenin başlıca yolu, genel anlamda tüm bu süper kahraman hikâyelerinin ortak noktalarının ne olduğunu tespit etmekten geçer.  O zaman sorumuz açıktır: Tüm süper kahraman öykülerinin ortak teması nedir? Hepsinde karakterler, zaman ve mekânlar değişmesine karşın sabit kalan ve mütemadiyen işlenmeye devam edilen müşt...