Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eski Antlaşma’da Üçüncü Günde Diriliş

Sonra onlara şöyle dedi: “Daha sizlerle birlikteyken, ‘Musa’nın Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir’ demiştim.” Bundan sonra Kutsal Yazılar’ı anlayabilmeleri için zihinlerini açtı. Onlara dedi ki, “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek ; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak. (Luka 24:44–47)  Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim: Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi. (1. Korintliler 15:3–4) Yukarıda görülen iki metin de Elçi Pavlus ve Rab İsa’nın kendisi Kutsal Yazılar’ın/Eski Antlaşma’nın üçüncü günde dirilişe tanıklık ettiğini söylemektedir. Müjdeler’deki diriliş anlatıları İsa’nın gerçek anlamda üçüncü günde dirildiğini doğrulamaktadır (Mat.28:6–7; Mar.16:9; Luk.24:6–7). Peki, Kutsal Yazılar’da üçüncü gün di...

Hayal Kırıklıklarını Boşa Harcama!

Hiç hayal kırıklığına uğradınız mı? Eminim hepimiz hayal kırıklığı olarak adlandırdığımız duyguyu tatmışızdır. Bazılarımız ailesinden dolayı, bazılarımız iş yerinden ya da kariyerinden dolayı, bazılarımız ise sosyal çevresinden ötürü hayal kırıklığına uğramıştır… Bazen durum tam tersidir ve hayal kırıklığına neden olan kişi biz oluruz. Çevremizdeki kişilerin hayal kırıklığı yaşaması oldukça olağan bir durumdur, fakat dünyanın en bilge, en zengin, en güçlü kişisinin bile hayal kırıklıkları ile dolu bir yaşam sürmüş olduğunu söylemek sanırım oldukça sıra dışı bir durum olacaktır. Bu kişi, Kohelet kitabının yazarı olan ve kendisini Yeruşalim’de krallık yapan Davut oğlu Vaiz olarak tanıtan kişidir. [1] Bu kişinin Kral Süleyman olduğunu düşünecek olursak kitabın giriş cümleleri bizleri oldukça şaşırtacaktır. Şöyle der: “‘Her şey boş, bomboş, bomboş!’ diyor Vaiz. Ne kazancı var insanın Güneşin altında harcadığı onca emekten?”  (Vaiz 1:2-3) Tekrar bu sözleri yazan kişinin kim olduğunu ha...

İman: Kanıtlara Karşın mı yoksa Kanıtlara Karşılık mı?

İman, kanıtlar olmadığı halde ve hatta kanıtlara karşın körü körüne inanmaktır. Düşünmeme sürecidir. Kanıt gerektirmediği ve ortaya herhangi bir sav koymadığı için kötüdür. – Richard Dawkins “Tanrı Yanılgısı” adlı kitabında Richard Dawkins ‘iman kavramı’ ya da ‘inançlı bireyler olmak’ üzerinden yaptığı açıklamalarda, iman etmenin kanıt olmaksızın hatta kanıtlara karşın bir şeye inanmak olarak tanıtmaktadır. Yaptığı bu tür bir iman tanımının ardından da monoteistik (tek tanrıcı) inançlardaki iman anlayışını yansıtmayan ya da temsil etmeyen kendi yarattığı korkuluğa saldırmaktadır ve bu düşüncenin hatalı olduğunu gösterme ve tartışmadan zaferle ayrıldığını ilan etme çabası içerisindedir. Buna benzer hatalı bir akıl yürütme, yine dindarların çocuklarına sorgusuz sadakatin bir erdem olduğunu öğrettiklerini ifade ettiği şu açıklamalarda da görülür: ‘‘Tutucu din, sayısız masum, iyi niyetli ve hevesli genç beyne yönelik bilimsel öğretimi yıkmamanın tutkusuyla hareket eder… Çok küçük yaşlardak...

İsa’nın Dirilişi Ne Fark Yaratır?

İsa gerçekten dirildi mi? Bu soruya ikna edici bir yanıt sunabilmek için hem felsefi hem de tarihsel bir gerekçeye sahip olmamız gerekir. Bir başka deyişle, hem mucizelerin imkanına dair felsefi bir incelemeye hem de tarihte cereyan eden bir hadise olarak dirilişin tarihsel bir incelemesine ihtiyaç vardır.[1] Buna karşın bu yazıda bu iki önemli meseleyi değil, İsa’nın dirilişinin gerçekleşmiş olması halinde din felsefesi açısından nasıl bir öneme sahip olabileceğinden kısaca bahsedeceğim.[2] İsa gerçekten dirildi mi? Bu sorunun teizm açısından çok önemli olduğunu, çünkü bu soruya verilebilecek olumlu bir yanıtın teizme yöneltilen pek çok itiraza yanıt sağlayabileceğini düşünüyorum. İsa ölümden dirilmişse, bu bize ne anlatabilir? Aklıma gelen birkaç önemli nokta, İsa dirildiyse, mucizeler sadece a priori olarak değil, fakat a posteriori olarak da mümkündür.[3] İsa dirildiyse, bu onun sözlerinin ve eylemlerinin (en önemlisi ilahi doğasına dair iddialarının) Tanrı tarafından onaylanması a...

İsa Gerçekten Ölümden Dirildi Mi?*

Sorumuza tarihsel açıdan cevap vermek için, ilk olarak Nasıralı İsa’nın ölümüne ilişkin gerçeklerin güvenilir bir şekilde kanıtlara dayalı olarak bina edildiğini belirlememiz ve ikinci olarak da gerçeğe en uygun açıklamayı değerlendirmemiz gerekir. Tarihsel İsa’nın ölümü hakkındaki en azından dört gerçek geniş bir şekilde Yeni Antlaşma tarihçileri tarafından bugün kabul edilmektedir. Gerçek 1: Ölümünden sonra, İsa Aramatyalı Yusuf’un mezarına kondu. Bu gerçek çok önemlidir. Çünkü bu, İsa’nın mezarının Hristiyanlar kadar Yeruşalim’deki Yahudiler tarafından da biliniyor olduğu anlamına gelir. Yeni Antlaşma uzmanları İsa’nın defnedilmesi gerçeğinin aşağıdaki deliller temelinde inşa etmektedirler: İsa’nın gömülmesi ( M.S. 36 yılından önce) 1.Korintliler 15:3-5’de Pavlus tarafından sunulan bilgilerdeki gibi bildirilmektedir. Gömülme öyküsü bağımsız bir şekilde Markos’un kendi yazdığı kitapta kullanılan kaynak materyallerinde bildirilmektedir. Yahudi ulusal önderlerine karşı erken dönem Hris...

Özgür İrade ve Önceden Belirlenme (Peter Kreeft)*

Tanrı sevgi değil, fakat sadece bir bilgi olursa, o zaman insanın hem özgür iradesinin hem de ilahi seçimin ikisinin birden doğru olduğunu anlamak gerçekten zor ya da imkansız olacaktır. Fakat bunu anlamanın bir yolu vardır. Özgürlük ve önceden seçilmişlik, öğrencilerimin arasında en çok sorulan sorulardan biridir. Kısmen modern insanın özgürlükle ilgili büyük kaygısından kaynaklanır, fakat ayrıca bence bunun başlıca bilinçli olmayan nedeni, bizim bu ikisinin de doğru olması gerektiğini sezgisel olarak bilmemizdir. Çünkü onlar her iyi hikayenin temel unsurlarıdır. Bir hikayede entrika yok, kader yok ise –eğer hikayedeki olaylar gelişi güzel ve rastgele ise– bu büyük bir hikaye değildir. Her iyi hikaye, sanki Tanrı tarafından yazılmışçasına bir kader ve uygunluk anlayışına sahiptir. Ama her hikaye aynı zamanda karakterlerini özgür bırakır. İkinci sınıf yazarlar, karakterlerini belli bir kalıba sokmaya çalışır, ama daha usta yazarlarda okuyucuların daha net bir şekilde gördüğü şey, karak...

Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?

Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin? Sizin hiç böyle düşündüğünüz oldu mu? Tanrı tarafından terk edildiğinize dair derin bir hissiyata kapıldınız mı? Böylesi bir söz, Tanrı inancına sahip bir kişinin en derin acılarında ortaya çıkabilen bir haykırışın ifadesidir. Müjde anlatılarında bu aynı zamanda İsa Mesih’in çarmıhta dile getirdiği sözlerden birisi olarak karşımıza çıkar. İsa’nın neden böyle bir sözü söylediğine ilişkin bazı açıklamalar ortaya konmuştur. Bunlardan birisi de, çarmıhta Baba ve Oğul’un ayrı düştüklerini, Üçlübirlik Tanrı içinde bir kopmanın olduğunu ileri sürmektedir. Hristiyan Tanrı öğretisi açısından önemli bir konuya temas ettiğinden bu yazıda böyle bir yaklaşımın kısa ve öz bir değerlendirmesini yapmak istiyorum. Mesih İsa’nın çarmıhtaki bu sözü birçok teolog tarafından anlaşılması en zor sözlerinden biri olarak değerlendirilmiştir. Örneğin, Kutsal Kitap’ın zor anlaşılan ayetleri üzerine yazılan bir açıklama kitabında bu sözler için şöyle söylenmiştir: “Eğer Müjd...